İnsanlara Lakap Takmak

Bismillahirrahmanirrahim...
 

Hucurat-11 "Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar z...alimlerdir."

Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.
 

"İnsanlarla alay edene, Cennetten bir kapı açılır, “haydi gir” denir. O da, telaşla gelir, fakat kapı hemen kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. O yine üzgün olarak kapıya gider. Kapı yine kapanır. Bu durum, defalarca tekrar eder, artık, gel denildiği halde, gidemez."(Ebu Davud)

"Bir kimseyi, sevmediği bir lakapla çağırana, melekler lanet eder." (İbni Sünni)

Hz.Muhammed(s.a.v)
 

Mübarek Ayet ve Hadisi Şeriflerden anlaşılıyor ki, ister sağ olsun ister hayatta olmasın bir kimsenin sevmediği, üzüleceği bir lakapla yüzüne karşı da, arkasından da konuşmak ta doğru değildir. Örneğin Kel, topal, şişko, çolak, bücür...vb gibi lakaplarla çağırmak, arkasından konuşmak, anmak veya hakkında birşeyler yazmak günahtır.

OKU

Cehennem Azabı ve Azap Çeşitleri

Bismillahirrahmanirrahim.

Nisa-56 " Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."

İbrahim (16 - 17) "Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir. Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir."

Kehf-29 " Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!"

Enbiya-100 "Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler."

Muminun-104 "Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar."

Furkan-13 "Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler."


Sad (55-58) İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır! İşte, artık tatsınlar onu bir hamîm ve bir ğassâk. Bu türden çifter çifter tadacakları diğer cezalar da var.

Rahman (43 -44) "İşte bu, suçluların yalanladığı cehennemdir. Onunla kaynar su arasında dolaşırlar."

Vakıa-56 "İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur."

İnsan-4 "Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır."

Gaşiye (5 -7) "Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir. Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.O da ne besler, ne de açlığı giderir."

Hümeze (8 -9) "Cehennemlikler, dikilmiş direklere bağlı oldukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktır."

Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.


Sad (55-57) Tefsiri: "Gassâk" yaradan akan sarı su, irin, cerahat akıntısı yahut şarap gibi, kaynar su olan "hamîm"in zıddı olmak üzere içilmez derecede gayet soğuk ve çok çirkin kokulu içki ki, "hamîm" sıcaklığı ile yakar, "gassâk" da soğukluğu ile.(Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır)

Peygamber Efendimiz(s.a.v) Buyuruyorlar ki:

“Cehennem ateşi dünya ateşleri üzerine altmış dokuz derece daha fazla kılındı. Bunların her birinin harareti bütün dünya ateşinin harareti gibidir.” (Müslim 2843/30, Buhari 3064, Tirmizi 2715)

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

Cehennem ateşi Rabb’ine şikâyet edip: "Ya Rabb! Bir kısmım bir kısmımı yiyor ben kendi kendimi yiyorum, izin ver dedi. Allah da ona iki defa nefes vermesi için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes yazın. Bulduğunuz en şiddetli sıcak onun hararetinden, en şiddetli soğuk da zemheririndendir." (Buhari 3062, Tirmizi 2719, İbn Mace 4319)

Cehennem yılanının soktuğu kâfirin bütün etleri dökülür. Cehennem akrepleri kâfiri soktuğunda, zehrinin acısı, Cehennem ateşini unutturur.(Hâkim)

Cehennem halkının yiyeceği olan zakkumdan bir damla, sulara karışsa, hepsini zehirler, içilmez hâle getirir. Ya bütün yiyecekleri zakkum olanların hâlini düşünün! (Hâkim, Tirmizî)

Cehennemde yılanın soktuğu kimse, 70 yıl acısını çeker. (İ. Ahmed, Taberanî, Hâkim)

Cehennemin demir topuzuyla, bir dağa vurulsa, dağ parçalanır kül hâline gelir. (Hâkim)

OKU

İnanmayanların Yaptıkları İyilikler Boşa mı Gidecek?

Bismillahirrahmanirrahim...

Bakara-217 "...Sizden her kim dininden döner de kafir olarak ölürse, onların yaptığı ameller dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Ve onlar Cehennem ehlidirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır."

Araf-147 "Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların, amelleri/yaptıkları bütün işler boşa gitmiştir. Onlar, işlemiş oldukları şeylerden başkası ile mi cezalandırılacaklardı?"

Kehf (103-105) "De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi? Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı. İşte onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O'nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdir de bu yüzden iyilik altında yaptıkları bütün amelleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız."

Nur-39 "İnkâr edenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah'ı bulmuştur; Allah ise, onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür."

Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.

OKU

Ruh Nedir?

Bismillahirrahmanirrahim...

Bakara-87 "...Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik..."

Ali İmran-45 "Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır."

Ali İmran-49 (İsa) İsrail oğullarına bir peygamber (olarak şöyle diyecektir:) “Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim de Allah'ın izniyle hemen kuş olacaktır..."

Ali İmran-59 "Allah nezdinde İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi."

Nisa-171 "Ey ehl-i kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesîh, ancak Allah'ın resûlüdür, (o) Allah'ın, Meryem'e ulaştırdığı «kün: Ol» kelimesi(nin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafından gönderilmiş, yahut teyit edilmiş, yahut da Cebrail tarafından üfürülmüş bir ruhtur)..."

Araf-54 "...Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!"

Rad-15 "Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah'a secde ederler."

Hicr (28-29) Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti.

Nahl-48 "Onlar, Allah'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır."

Nahl-(68-69) "Rabbin bal arısına: 'Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü' diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır."

İsra-13 "Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız."

İsra-84 "De ki: “Herkes kendi yaratılışına (mizaç ve karakterine) göre hareket eder. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu daha iyi bilir. ”


İsra-85 "Bir de sana ruhtan soruyorlar, de ki: ruh rabbımın emrindendir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir"

Kasas-68 "Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçim hakkı yoktur. Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir ve yücedir.


Taha-50 "Musa «Bizim Rabb'imiz, her varlığı farklı niteliklerle donatarak yaratan, sonra da bu varlıkları nitelikleri doğrultusunda yönlendiren Allah'dır.»"

Yasin-36 "Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir!"

Zariyat-49 "Biz her şeyden iki çift yarattık. Umulur ki, iyice düşünürsünüz."

İnsan(Dehr)-30 "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Tekvir-7 "Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman."

Tekvir-29 "Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz."

Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.
 
" Her birinizin yaratılması anasının karnında kırk günde toparlanır, sonra orada, aynı süre kadar alâka (katılaşmış kan veya asılan nesne) olur, sonra aynı süre kadar muzğa (bir çiğnemlik et) olur. Sonra melek gönderilir, ona rûhu üfler ve kendisine dört sözlük emir verilir: Rızkı, eceli, ameli (yapıp edeceekleri) ve ebedî hayattaki durumu; cenhnetlik mi, cehennemlik mi olacağı yazdırılır..." (Buhârî, Bed'u'l-halk, 6; Müslim, Kader, 1-5).

Hz.Muhammed(s.a.v)


İsra-85 Tefsiri:..."İyi biliniz ki, yaratmak ve emretmek O'na mahsustur." (A'râf, 7/54) yüce âyetini göz önünde tutmak gerekir. Görülüyor ki orada emir, yaratmaya karşılık olarak zikredilmiştir. Burada ise iki yorum vardır:

Birincisi: Yaratma, takdir, yani miktar ve nicelik vermek mânâsı itibariyle madde ve cisimleri yaratma ve icad etmektir. Kayıtsız yaratmada kullanılması ise genelleştirme iledir. O halde buna karşılık emir, maddeye karşılık ve hacimsiz olarak düşünülen genel kuvvetler gibi, soyut olan işleri gerektiren fiil ve etkidir. Nitekim Âdem hakkında "Allah Âdem'i topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi ve o da oluverdi." (Al-i İmrân, 3/59) buyurulması bu farkı gösterir.

İkincisi: Emirde kumanda mânâsının esas olmasıdır. Bu yönüyle emir, yaratılan bütün yaratıklar üzerinde yapılan ve yapılacak olan tasarruf ve egemenlik işleri ile, bu işleri meydana getiren gereklilik ve etki fiiline uygun olur ki, Rab olma sıfatının tecellisi bununladır. "Daha sonra kudretiyle Arşı kuşatan Allah'tır. Bütün işleri nizama koyan O'dur." (Yunus, 10/3) ifadesi, bunu gösteriyor. Şu halde yaratma, emrin tatbik yerini meydana getiren iş, emir de mahlukatın zorlama veya iradeye bağlı terbiye işlerini ifade eden fiildir...Mânâsı şu olur: "Ruh, benim malikim olup beni terbiye eden Rabbimin bütün mahlukatı üzerindeki ilâhlık emrinden bir emirdir ki, bana kendimi ve Rabbimi tanıtır". (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır)

Yasin-36 Tefsiri: ...Eşleri yaratanın eşsizliğini, ortak ve benzerden münezzeh birliğini ispat eden edebî bir tıbak sanatı vardır: Tesbih O yaradana yahut ne yüce sübhandır O yaradan ki bütün o çiftlerin hepsini yarattı.

EZVAC: "Zevc"in çoğuludur. Zevc, çift ve eş demektir ki, Ragıb'ın açıkladığı gibi, iki yakının her birine de ve bir diğerine benzer veya zıt olarak ilgili bulunan her şeye de denir. Bu itibarla dünyadaki şeylerin hepsi, bir zıddı veya benzeri yahut da herhangi bir bileşiği ve karşıtı bulunması yönüyle çifttirler. Mesela cisim ve ruh, madde ve kuvvet, cevher ve araz, iç ve dış, yer ve gök, karanlık ve aydınlık, dünya ve ahiret gibi ki elektrik bile artı ve eksi diye ikiye ayrılıyor. O halde "Çiftleri yarattı" demek, "bütün çeşit ve sınıflarıyla âlemi yarattı" demeye eşittir. Ancak burada asıl sevk, bütün âlemin yaratılışını anlatmak değil, bir ortak ve benzeri bulunan bütün eşlerin, bütün çiftlerin yaratılmış olduğunu ve dolayısıyla yaratılmışın yaratıcıya eş olamayacağını anlatatarak yaratıcının böyle şeylerden tenzih edilmiş olduğunu ve birliğini ispat etmektir. Bundan başka "ezvac" (çiftler) denmesinde diğer bir nükte daha vardır ki, insan hayatı için önceki nimetlerden daha fazla önem taşıyan evlenme nimetinin yaratılmasına işaretle şükre yöneltmeyi ifade eder. Nitekim çiftler şöyle açıklanıyor: O çiftleri ki yerin bitirdiklerinden, önceki âyette anlatılan ve anlatılmayan bitki ve ağaç çeşitleri, ve kendi nefislerinden, erkek ve dişi ve daha bilemeyecekleri şeylerden ki ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de bir insanın hatırına gelmiştir. (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır)


Zariyat-49 Tefsiri: ..biz bundan herşeyin dış alemde ve iç dünyada veya haricî ve zihnî olmak üzere iki özelliğini ifade eden ve dış dünya ile iç alemi arasında çift bir uyum ile tecelli eden idrak meselesine de bir işaret anlıyoruz. Gerçi herşey bize iç alem dışındaki biçimini hikaye eden bir izlenim ile tecelli eder ve hakikat bu iki şeklin bir diğerine uyumu ile bilinir ki bunun birine "asîl" birine "zıllî" dahi denilir. Herhangi bir şeyden hasıl olan her şuur yani algılama olayında bu ikilik kaçınılmazdır. Bu ikilik içinde birleştirilmeden hiçbir şeyin varlığına inanılamaz ve tefekkür edilip düşünülemez. "Düşünesiniz" buyurulması da bunu destekler. (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır)

En Doğrusunu Allah(c.c) Bilir.

OKU

Kader Değişir mi?

Bismillahirrahmanirrahim.

Rad-39 "Allah dilediğini siler, dilediğini olduğu gibi bırakır; Ana kitap O'nun katındadır."

Kehf (71-82 ) "Böylece yola koyuldular. Bir süre sonra bir gemiye bindiler. O kulumuz bu gemide bir delik açtı. Musa ona, «İçindekileri boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten çok çirkin bir iş yaptın» dedi. (o kul) dedi ki: Ben sana, ‘benimle bulunmaya sabredemezsin’ demedim mi? Musa dedi ki: 'Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma.' Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğuna rastladılar. O kul, hemen onu öldürdü. Mûsâ, 'Bir can karşılığı olmadan temiz bir çocuğa kıydın ha? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!' dedi. (o kul) dedi ki: Ben sana; ‘benimle bulunmaya sabredemezsin’ demedim mi? Mûsâ, 'Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)' dedi. Yine yürüdüler. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yemek istediler. Şehir halkı onları misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O kul hemen onu doğrulttu. Mûsâ, 'Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın' dedi. O kul şöyle dedi: 'İşte bu, artık ayrılmamızın sebebidir. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereceğim.' Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı. Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk. İstedik ki Rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikçe daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin. Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."

Enbiya-88 "Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: «Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum» diye seslenmişti. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız."

Saffat (143-144) "Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı."

Nuh (3-4) "Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.”

Fatır-11 "...Herhangi bir canlının ömrünün uzaması veya kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bütün bunlar, Allah’a göre, elbette pek kolaydır."

Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) Buyuruyorlar ki:

"Kaza-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız dua değiştirir." (Hakim)

"Kader, tedbirle, sakınmakla değişmez. Ama kabul olan dua, bela gelirken korur." (Taberani)
"

Sıla-i rahim ömrü uzatır." (Taberani)

"Kim rızkının genişletilmesini ve ecelinin ertelenmesini arzularsa, akrabalara iyi davransın" (Buhârî, Buyu`, bab: 13; Edeb, bab: 12; Muslim, Birr, bab: 20, hn: 2557; Ebû Dâvûd, Zekât, bab: 45, hn: 1693.)

"Kaza’yı ancak dua önler. Ömrü ise ancak iyilikte bulunmak artırır." (Tirmizî, Kader, bab: 6, hn: 2139 )

"Ömrü ancak iyilik yapmak uzatır. Kaderi ancak dua etmek önler. Şüphesiz ki kişi yapmış olduğu bir günahtan dolayı rızıktan mahrum olur." (İbni Mâce, Mukaddime, bab: 10, hn: 90; Fiten, bab: 22, hn: 4022; Müsned, İmam Ahmed, V, 277, 280; Mûsânnefu İbni Ebî Şeybe, VI, 111, hn: 29858.)

"Sakınmak, kadere karşı bir fayda sağlamaz. Fakat dua, inene (gelmiş olan bela ve musibetlere) karşı da inmeyene (henüz gelmemiş olan bela ve musibetlere) karşı da fayda verir. Ey Allah’ın kulları! Dua edin" (Müsned, İmam Ahmed, V, 234 Suyûtî, Câmi`u’s-Sağîr, II, 453, hn: 7396.)

"Kadere karşı sakınmak bir fayda vermez. Fakat Allah dua ile kaderden dilediğini siler." (Hâkim, Mustedrek, II, 350 Ra`d Sûresi Tefsîri).

"En büyük Allahtır. Övülme Allah’a mahsustur. Herhangi bir halden diğer bir hale dönme ve herhangi bir şeye güç yetirme ancak Allah’ın yardımıyla olur. Ey Allahım! Ben senden bu ayın hayırlı olmasını diler, kaderin şerrinden ve mahşerin kötülüğünden sana sığınırım" (Müsned, İmam Ahmed, V, 329.)

"Ey Allahım! Hidayete erdirdiklerin içerisinde beni de hidayete erdir. Afiyet verdiklerin arasında bana da afiyet ver. Gözettiklerinin içinde beni de gözet. Verdiğin şeyleri bana mubarek kıl. Kaza’nın (hüküm verdiğin şeylerin) şerrinden beni koru. Şüphesiz ki hüküm veren sensin. Senin aleyhine kimse hüküm veremez. Şüphesiz ki senin, velayetin altında aldığın zelil olmaz ve senin, düşman olduğun da aziz olamaz. Rabbimiz! Sen çok yücesin, çok ulusun" (Ebû Dâvûd, Vitr, bab: 5, hn: 1425; Tirmizî, Vitr, bab: 10, hn: 464; Nesâî, Vitr, bab: 1; İbni Mâce, İkâme, bab: 117, hn: 1178.)

OKU

EN ÇOK OKUNAN YAYINLARIMIZ: