Cehennemdeki Zincir ve Demir Halkalar

Kureyş eşrafından ve Peygamber efendimiz(s.a.v)'in amcası olan Ebu Leheb'in asıl adı, Abdüluzza b. Abdulmuttalib b. Haşim'dir. Kur'an'da onun için "Alev babası" manasına gelen Ebu Leheb lakabı geçmektedir. Kendisi, Hz. Peygamber(s.a.v)'e ve güçsüz müslümanlara eziyetler ederdi. Tebbet Suresinde, Ebu Leheb'in lakabı olarak övündüğü "alevli ateşte" yanacağı bildirilmiştir.

Karısı Ümmü Cemil binti Harb'in aynı surede "odun hamalı" olarak kınanmasına onun gerçek dışı sözleri yayması, laf taşıması, Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve ashabının yoluna onlara eziyet etmek için dikenli odun taşımasının neden olduğu söylenmektedir. Bu surede geçen "boynunda bükülmüş bir ip olduğu halde" ifadesinin ise, diken demetini iple boynuna bağlayıp sonra da Peygamber Efendimiz(s.a.v)'in yoluna attığına veya kocasına uyup ona yardım etmiş olmasına işaret olduğu düşünülebilir. Zira Hud-113 ncü ayette "Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez." buyuruluyor.

Nahl-75 ve Zumer-29 da işaret edildiği gibi şirk, Allah(c.c)'tan başkalarının kulu ve kölesi olmak ve aklını putlaştırdığı bu şeylerin boyunduruğuna sokmaktır. Yasin-8 ve İnsan-4 de bahsedilen "demir halkalar" ve "zincirlerin" Allah(c.c)'a ortak koşanların cehennemdeki cezalandırılış şekliyle ilgili olabileceğini akla getirmektedir. Araf-157 nci ayette geçen " Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır" ifadesi ile tevhid dini olan İslam'ın dine ve fıtrata aykırı tüm batıl inanç ve hurafelerden inananları kurtarıp, özgürleştirdiğine vurgu yapılmış olması da bu düşüncemizi desteklemektedir


En doğrusunu Allah (c.c) bilir.

Bismillahirrahmanirrahim.


Araf-157 "Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir."

Nahl-75 "Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler."

Yasin-8 " Şüphesiz ki biz onların boyunlarına, çenelerine dayanacak şekilde demir halkalar geçirdik. Bu yüzden başları yukarıya kalkıktır.

Zumer-29 "Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler."

Mümin (71-74) "O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır.

İnsan-4 "Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır."

Müzemmil-12 "Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar ve yakıcı bir ateş vardır."

Tebbet (1-5) "Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak karısı da (ateşe girecek). Ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde.

Şüphesiz Allah (c.c) Doğruyu Söyledi.

OKU

Müslüman Neden Çocuk Sahibi Olmak İster?

Ne mutlu neslini devam ettirmek, yaşlılık güvencesi, merak, kendini ispat etmek, gösteriş, özenti gibi dünyevi arzu ve beklentiler için değil, yeryüzünde İslam'a hizmet etmesi niyetiyle çocuklarını bir tek Allah(c.c)'a adayarak anne ve baba olanlara; Ne mutlu öldükten sonra dahi çocuklarının sevaplarıyla, günahlarıyla amel defterlerini açık bırakacak birer eser olacaklarının sorumluluğu ve bilincinde olanlara; Ve yine ne mutlu bu duygu ve düşüncelerle evlatlarını İslam akidelerine göre yetiştirip, namaz kılan, yalnız Allah(c.c)'a kulluk edip, hayatları da, ölümleri de yalnız Allah(c.c) için olan Müslüman nesillerin oluşmasına katkıda bulunanlara...

Bismillahirrahmanirrahim.

Ali İmran(35-36) Bir zamanlar İmrân'ın karısı demişti ki: "Ey Rabbim! Karnımdakini her türlü bağımlılıklardan uzak, hür olarak sadece sana kul olması için adadım. Benden bunu kabul buyur. Doğrusu yalnız sen, herşeyi bilen ve duyansın." demişti. Onu doğurunca, "Rabbim!" dedi, "Onu kız doğurdum." -Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- "Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum."

Ali İmran-38 "Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi."

Araf (189-190) "Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. Onlara sağlıklı bir çocuk verince; kendilerine verdiği şey ile O’na ortaklar koştular. (Yani, sevgide Allah’ı ikinci plana koyarak müşrik oldular). Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir..."

İbrahim-40 "Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur."

Meryem (5-6) Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. O, şöyle demişti: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım. Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!"

Lokman-13 Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: "Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma, çünkü Allah'a ortak koşmak (şirk), elbette büyük bir zulümdür."

Lokman (16-19) "Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Çünkü Allah en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır. Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir. Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez. Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt, çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir."

Şüphesiz Allah(c.c) Doğruyu Söyledi.

OKU

İslam Tüm İnsanlığa Gönderilmiştir

Yüce Allah(c.c)’ın, Kuran-ı Kerim’de “Alemlere Rahmet” olarak bildirdiği(Bakınız:Enbiya-107) Peygamber Efendimiz(s.a.v), yalnız kendi kavmine değil tüm insanlığa elçi olarak gönderilmiştir.(Nisa-79, Araf-158, Sebe-28) Bilindiği üzere Kur'an-ı Kerim'de "Ey Araplar" şeklinde herhangi bir hitap bulunmamaktadır. Kur'an-ın birçok ayeti "Eyyuhennas" (Ey İnsanlar) diye başlar.(Örneğin: Nisa-170,  Nisa-174, Yunus-57, Yunus-108, Hac-49 bunlardan bazılarıdır) Ayrıca Kur'an'daki birçok ayetten müşrikler haricinde ehli kitap dediğimiz hıristiyanlar, yahudiler ile sabiiler ve mecusiler gibi tüm insanlığı kapsayan farklı din ve inanç mensuplarının da vahyin muhatabı oldukları kolayca anlaşılmaktadır.(Örneğin: Maide-19, Hac-17 bunlardan bazılarıdır)

Hz.Muhammed(s.a.v)'den önceki  peygamberlerin öncelikle kendi kavimlerine gönderilmiş olmalarının nedeninin dönemlerindeki ulaşım ve iletişim imkanlarının yetersizliğiyle ilgili olduğu kanaatindeyiz. Bilindiği üzere eskiden iletişim imkanları son derece kısıtlı idi. Aralarında bir dağ olan iki kavmin birbirinden haberi olamayabiliyordu. Bu nedenle aynı zamanda ve yakın mekanlarda bile aynı anda birden fazla peygamber görevlendiriliyordu. Bu nedenle bir kavme kısa aralıklarla gönderilen peygamberler baba-oğul ya da kardeş olabiliyorlardı. Bu durum Kuran'da sık sık ifade edilmiştir.

Ulaşım ve iletişim imkanlarının zamanla gelişmesi sonucunda dünyamız, küreselleşme sürecini tamamlayarak günümüzde adeta küçük bir kasaba haline dönüşmüştür. Bu açıdan Peygamber Efendimiz(s.a.v)'in son peygamber olarak tüm insanlığa gönderilmiş olmasının da aynı zamanda bir mucize olduğuna şahit olmaktayız. Çünkü günümüzdeki ceplere kadar giren telefon, internet, basın, televizyon ve radyo gibi gerek iletişim ve gerekse hava, kara, deniz ve demir yolları gibi ulaşım imkanları, dünyanın neresinde olursa olsun her kesimden insanların kolaylıkla İslam'la tanışmalarına vesile olabilmektedir.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) Kendisine bu şerefli görevin vahyedildiği ilk andan yaşamını yitirdiği ana kadar Rabbimiz’in kulları için uygun görüp seçtiği din olan İslam Dinini tebliğ etmiştir.(Bakınız: Maide-3)  Hz. Muhammed(s.a.v)’in bu tebliğleri sırasında izlediği yöntemlerden en etkili olanlardan biri ise, evrensel İslam davetini tüm insanlığa duyurmak maksadıyla çeşitli ülkelerin hükümdarlarına yolladığı mektuplar olmuştur. Bu mektuplardaki hikmetli, etkileyici ve ılımlı üslup, pek çok kişinin hak din İslam’ı tanıyıp kabul etmelerine vesile olmuştur. Kuşkusuz Peygamberimiz(s.a.v)’in tebliğindeki bu hikmetli üslup tüm Müslümanlar için de bir örnektir.

Aynı zamanda Peygamber Efendimiz(s.a.v)'in tüm insanlığa gönderilmiş olduğunun somut birer kanıtı da olan bu tebliğ mektuplarından bir kısmının orijinalleri, günümüze kadar muhafaza edilmiştir. Bu Mektupların büyük bir kısmı İstanbul’da Topkapı Sarayı’nda saklanmakta olup, Hz. Muhammed(sav)’in Sancak-ı Şerifi, Hırka-i Saadeti ve Kılıcı ile aynı odada sergilenmektedirler. Hükümdarların ve halklarının en güzel ve hikmetli şekilde hak dini yaşamaya davet edildiği bu mektuplar, Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in üstün ahlakının, bağışlayıcılığının, hoşgörüsünün ve tebliğ gücünün tarihi örneklerindendir.

En doğrusunu Allah (c.c) bilir.

Peygamber Efendimiz(s.a.v)'in  İslama Davet Mektuplarından Bazıları:

Necaşi’ye Mektubu:

“Resûlullah Muhammed’den, Habeş’lilerin Kralı Necaşi’ye. Kendisinden başka tanrı olmayan, gerçek Hükümdar (Melik), Mukaddes (Kuddûs), Selâm, Koruyucu, Kurtarıcı olan Allah’ın övgüsünü sana iletirim. Takdir edip şehâdet ederim ki Meryem oğlu İsâ, Allah’ın Rûhu ve Kelimesidir ve (bu kelime) afîfe, dokunulmamış Meryem’e bırakılmıştır; böylece o İsâ’ya hâmile olmuş ve Allah da onu, kendi Rûh ve Nefesinden olmak üzere Âdem’i Eli ve Nefesi ile nasıl yarattı ise onu da (öylece) yaratmıştır. Seni tek olan Allah’a çağırıyorum ki onun hiç bir şerîkî yoktur. O’na itaat konusunda karşılıklı yardıma (çağırıyorum); beni takip et, bana uy, bana gelen şeye îman et! Zira ben Allah’ın elçisiyim. Bu duruma göre seni ve etrafındaki askerlerini Kaadir ve Azîm olan Allah’a dâvet ediyorum. Nasihat ve sözlerimi kabul etmenizi tavsiye ederim."

Mukavkıs’a Mektubu:

“Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla!

Allah’ın kulu-kölesi ve Resûlü Muhammed’den Kopt’ların Büyük Başkanı el-Mukavkıs’a: Allah’ın selâmı, hidâyet yoluna girmiş bulunan kimse üzerine olsun! Buna göre ben seni, tam bir İslâm dâveti ile (İslâma) çağırıyorum. İslâma gir, sonunda emniyet ve selâmet içinde olursun ve Allah sana iki defa sevap verecektir. Şayet bundan kaçınacak olursan, bütün Kopt’ların günahı senin üzerinde toplanacaktır. Ve (siz) ey (mukaddes) Kitap sahipleri! Gelin, sizinle bizim aramızda müşterek olan tek bir kelimede, yani Allah’tan başka hiç bir tanrıya tapmamak, O’na hiç bir şeyi şerik ve ortak koşmamak, Allah’tan başka aramızdan hiç bir kimseyi âmir ve efendi yapmamak (hususunda) birleşelim.
Şâyet onlar sırtlarını dönüp (bundan) kaçınacak olurlarsa şöyle deyiniz: – Siz şâhit olun ki kesinlikle bizler, (Allah’a) itaat edip teslim olan müslümanlarız.”

Heraklius’a Mektubu:

“Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla!

Allah’ın kulu-kölesi ve elçisi Muhammed’den Rûm’ların Başbuğu Heraklius’a: Allah’ın selâmı, hidâyet yoluna girmiş bulunan kimse üzerine olsun! Buna göre ben seni tam bir İslâm dâveti ile (İslâma) çağırıyorum. İslâma gir, sonunda emniyet ve selâmet içinde olursun. Ve Allah sana iki defa sevap verecektir, şayet bundan kaçınacak olursan, köylülerin (yani tebeanın) günahları da senin üzerinde toplanacaktır. Ve “(Siz) ey (Mukaddes) Kitap sâhipleri! Gelin, sizinle bizim aramızda müşterek olan bir tek kelimede, (yani) Allah’tan başka bir tanrıya tapmamak, O’na hiç bir şeyi şerik ve ortak koşmamak, Allah’tan başka aramızdan hiç bir kimseyi âmir ve efendi yapmamak (hususunda) birleşelim. Şayet onlar sırtlarını dönüp (bundan) kaçınacak olurlarsa şöyle deyiniz: – Siz şâhit olun ki kesinlikle bizler, (Allah’a) itaat edip teslim olan müslümanlarız.”


Kisrâ’ya Mektubu:

“Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla!

Allah’ın Resûlü Muhammed’den İran’lıların Büyük Başkanı Kisrâ’ya: Hidâyet yoluna girip tâbi olana, Allah’a, O’nun Resûlüne îman edene, Allah’dan başka tanrı olmadığına, onun bir tek ve ortaksız bulunduğuna, Muhammed’in onun Resulü ve kulu-kölesi olduğuna şehâdet edip bunu kabul edene selâm olsun! Buna göre ben seni tam bir İslâm dâveti ile (İslâma) çağırıyorum. Zirâ ben, kim olursa olsun can taşıyan herkese belli bir tehlikeyi haber verip bunları uyandırmak ve inanmayanlar üzerinde Allah’ın sözünü gerçekleştirmek için istisnâsız bütün insanlara gönderilmiş bir Allah Resûlüyüm. O halde sen İslâm’a gir, sonunda emniyet ve selâmet içinde olursun! Şayet kaçınacak olursan, bu halde hiç şüphesiz Mecûsîlerin günahı senin üzerinde toplanacaktır”


Bismillahirrahmanirrahim.

Nisa-79 "... (Ey Rasûlüm!) Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik. Buna şahit olarak Allah yeter."

Nisa-170 "Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O hâlde, kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Nisa-174 "Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik."

Maide-3 "...Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim..."

Maide-19 "Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."

Enam-19 "...İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu..."

Araf-158 (Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."

Yunus-57 "Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi."

Yunus-108 "De ki: “Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizden sorumlu değilim."

Enbiya-107 "(Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik."

Hac-17 "Şüphesiz, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya; Allah, kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Çünkü Allah, her şeye şahittir."

Hac-49 "De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Furkan (51-52) "Dileseydik elbette her köye bir uyarıcı gönderirdik.(Fakat evrensel uyarıcılık görevini sana verdik.) O halde, kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'an ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!

Sebe-28 "Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."

Şüphesiz Allah (c.c) Doğruyu Söyledi.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) Buyuruyorlar ki;

“Diğer peygamberler kendi kavimlerine hususi olarak gönderilmiş, fakat ben bütün insanlara peygamber olarak gönderildim.” (Buhari, Teyemmüm, 1, Salat, 56; Müslim, Mesacid,3; Nesai, Gusul,36; Darimi, Salat, 111)

OKU

EN ÇOK OKUNAN YAYINLARIMIZ: