Şeytanın En Tehlikeli Tuzağı Emaniyyedir

Bismillahirrahmanirrahim...

Bakara (78-79) "Onların bir kısmı da ümmîdir. Kitap nedir bilmezler. Bütün bildikleri, kendilerine anlatılan birtakım kuruntu ve uydurmalardır. Onlar sadece bir zan içindedirler. Artık vay o kimselerin hâline ki, kitâbı elleriyle yazarlar da, sonra onu az bir fiyata satabilmek için: 'Bu, Allah tarafındandır!' derler. İşte ellerinin yazdıkları yüzünden onların vay hâline! Kazanmakta olduklarından dolayı da vay onlara!

Nisa-(118-119) Allah, o şeytana lânet etti ve o da, “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. Onları mutlaka saptıracağım. Onları boş kuruntularla oyalayacağım. Onlara emredeceğim, benim emrimle hayvanların kulaklarını yaracaklar. Onlara emredeceğim, Allah'ın yaratışını değiştirecekler. ” Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse, şüphesiz ki o apaçık bir ziyana uğramıştır."

En'am-116 "Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece «zann»a uyarlar ve saçmalarlar."

Lokman(6-7) "İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele."

Necm-28 "Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez."

Şüphesiz Allah (c.c) Doğruyu Söyledi.

Peygamber Efendimiz(s.a.v) buyuruyorlar ki;


"Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." (Buhârî, İ lm, 12; Müslim, Cihâd, 6.)

"Allah'ım, bana öğrettiklerinle beni faydalandır; bana fayda sağlayacak ilim öğret, ilmimi artır." (Tirmizî, Daavât, 128);

"Faydasız ilimden Allah'a sığınırım." (Tirmizî, Daavât, 68)


En anlaşılır ve en basit olan konuları bile aşırı teferruata boğup, çoğu zanna dayalı kanaat ve yorumlar içeren kalın kitaplara dönüştürmenin adeta moda olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu nedenle biz de bu konuyla ilgili olduğunu düşündüğümüz Kuran'da geçen emaniyye kavramına dikkatinizi çekmek istiyoruz. Zan, kuruntu... anlamlarına gelen emaniyye, Kuranı kerim, hadis ve sünnet dışında olan tahminlere, şahsi düşüncelere ve zanlara dayalı el yazması kitaplara ve benzeri yayınlara işaret etmekte ve bizim kanaatimizce bununla faydasız ilim kast edilmektedir.

Bir mucize olarak ister cahil, ister alim olsun her bilgi ve kültür düzeyindeki insanın idrak seviyesine hitap edebilen ve anlaşılır olan Kur'an-ı Kerim ve onu açıklayan hadis ve sünnet Peygamber Efendimiz(s.a.v) döneminde ve sonrasında sahabe için yeterliyken, günümüzde Kur'an ve Sünnetin dışında kütüphaneler dolusu ciltlerce neşriyat oluşmuş, buna televizyon, radyo, internet, gazete, dergi ve benzeri yazılı ve görsel medya da dahil olmuştur. Bu bilgi kargaşasının sonucunda ise, her kulun bizzat öğrenmek ve yerine getirmekle sorumlu olduğu ve kaynağı sadece Kur'an ve Sünnet olan dinimizle ilgili en temel bilgiler maalesef sözde alim ve hocaların tekeline bırakılmıştır. 

Sonuç olarak; eğer dinimizin tüm vecibelerini, emir ve yasaklarını bilen kişilere din alimi deniyorsa o zaman biz de her Müslüman aynı zamanda birer alimdir deriz; Çünkü bunları bilmek zaten akil baliğ yani mükellef olan her kulun olmazsa olmazı, en temel, en yegane vazifesidir. Yok her Müslümanın alim olması mümkün değil, çünkü alimler Kur'an ve Sünnetin dışında ciltlerce kitap dolusu daha fazla, daha farklı şeyler biliyorlar deniyorsa bu defa biz de deriz ki; o fazladan bildikleri şeylerin dinimizle hiç bir alakası yoktur. Bunlar faydasız, batıl yani gereksiz ilimdir.


Rabbim bizleri oyalayarak yolundan alıkoyacak, aklımızı bulandıracak, ibadetlerimizde bizleri evhamlara, vesveseye...sürükleyecek emaniyyeden, faydasız ilimlerden muhafaza eylesin.(Amin)

En Doğrusunu Allah(c.c) Bilir.

OKU

Kur'an'la Çelişen Rivayetler Hadis Olamaz

Bismillahirrahmanirrahim.

Nisa-82 "Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı."


Maide-44 "Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir."

Maide-49 " Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır."


Hud (1-2) "Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim

Nahl (43-44) Doğrusu senden önce de kendilerine kitaplar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler.

Zuhruf-44 "Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız."

Şüphesiz Allah (c.c) Doğruyu Söyledi.

“Benden size gelen şeyi Allah’ın Kitabına arz edin. O’na uygunsa ben söylemişimdir. Şayet ona uygun değilse ben söylememişimdir.” (Değerlendirme için bk. Sağani, Ebu’l-Fezail, Mevzuat, Beyrut, 1985, s.76; Aclunî, Keşfu’l-Hafa, I, 86; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, I, 170; Suyuti, Miftah, 16.)

Bazılarına göre bu hadis sahih değildir. Dense de "Peygamber’in, işittiğimiz veya işitmediğimiz, söylediği her şey başımız ve gözümüz üstünedir..." diyen İmam-ı Azam Ebu Hanife(r.a) gibi bizler de Hadis ve Sünnete olan samimi inancımız ve bağlılığımızın bir gereği olarak günümüze kadar ulaşmış olan bu hadisin, Ebu Hanife (r.a)'ın hadislerin Kur'an' a uygunluğu hususundaki görüşleriyle uyuşuyor olmasını önemli buluyoruz. Bu nedenle yukarıdaki hadisin sahih olma ihtimalini  tamamen göz ardı etmenin doğru olmadığı kanaatindeyiz.

İmam-ı Azam Ebu Hanife(r.a)'ın Hadislerin Kur'ana Uygun Olması Hakkındaki Görüşü

Öğrenci şöyle dedi:


“Bir mümin zina ederse gömleğin çıkarıldığı gibi iman onun başından çıkarılır, sonra tövbe ederse imanı ona geri verilir” hadisini rivayet eden insanlar hakkında ne dersin? Onların sözü hakkında şüphe mi edersin yoksa onlara inanır mısın? Onlara inanırsan Haricîler’in görüşüne uymuş olursun… Onların sözünü yalanlarsan “Sen Hz. Peygamber’in sözünü yalanlıyorsun” derler; çünkü onlar bu hadisi Hz. Peygamber’e ulaşan raviler aracılığıyla rivayet etmişlerdir.

Hoca (Ebû Hanîfe) şöyle dedi:


Onları yalanlarım. Onları yalanlamam ve rivayetlerini reddetmem Hz. Peygamber’i yalanlama anlamına gelmez. Hz. Peygamber’in sözünü yalanlamak bir adamın “Ben Hz. Peygamber’in sözünü yalanlıyorum” demesiyle gerçekleşir. Ama bir kişi “Ben Hz. Peygamber’in söylediği her şeye iman ederim, ancak Hz. Peygamber hiçbir zaman haksız olan bir şeyi söylememiş ve Kur’ân’a ters düşmemiştir” derse onun bu sözü Hz. Peygamber’i ve Kur’ân’ı doğrulama ve Hz. Peygamber’i Kur’ân’a ters düşmekten uzak tutma anlamına gelir. Eğer Hz. Peygamber Kur’ân’a ters düşseydi ve Allah’a karşı hak dışında bir söz isnad etseydi Allah onu bırakmaz, sağından yakalar ve şahdamarını keserdi; nitekim Allah Kur’ân’da şöyle buyurur: “Eğer o kimi sözleri bize yalandan isnad etseydi onu sağ elinden tutar ve şah damarını keserdik ve sizden hiç kimse onu koruyamazdı” (Kur’ân 69: 44–47).

Allah’ın peygamberi Allah’ın kitabına ters düşmez ve Allah’ın kitabına ters düşen Allah’ın peygamberi olamaz. Onların bu rivayet ettikleri şey Kur’ân’a aykırıdır; çünkü Yüce Allah Kur’ân’da “Zina eden erkek ve kadın…” (Kur’ân 24: 2) demiş ve onlardan iman vasfını kaldırmamıştır. Yine Yüce Allah ’Sizden onu yapanlar (zina edenler)’ (Kur’ân 4: 16) demiş ve ’sizden’ demekle Yahudi ve Hıristiyanları değil Müslümanları kastetmiştir.

Hz. Peygamber’den Kur’ân’a aykırı bir şeyi rivayet eden kişi(nin rivayetini) reddetme Hz. Peygamber’in sözünü reddetme ve onu yalanlama anlamına gelmez; bu Hz. Peygamber’den batıl bir şeyi rivayet edenin (rivayetini) reddetme anlamına gelir. Töhmet altında olan bu ravidir; Hz. Peygamber değil. Hz. Peygamber’in, işittiğimiz veya işitmediğimiz, söylediği her şey başımız ve gözümüz üstünedir; ona iman eder ve onun Hz. Peygamber’in dediği gibi olduğuna şahitlik ederiz. Yine Allah’ın yasakladığı bir şeyi Hz. Peygamber’in emretmediğine ve Allah’ın nitelediği bir şeyi Hz. Peygamber’in başka bir şekilde nitelemediğine şahitlik ederiz…

Hz. Peygamber’in her işte Allah’ın emrine uyduğuna, kendiliğinden bir şey uydurmadığına, Allah’ın demediği bir şeyi ona isnad etmediğine ve olduğundan başka türlü görünenlerden olmadığına şahitlik ederiz. Bu sebeple Yüce Allah ’Kim Peygamber’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur’ (Kur’ân 4: 80) buyurmuştur.”(Ebû Hanîfe 1368. el-Âlim ve’l-müteallim (nşr. Muhammed Zahid el-Kevserî), Kahire, s. 24–25)

En Doğrusunu Allah(c.c) Bilir.

OKU

EN ÇOK OKUNAN YAYINLARIMIZ: